baros vs guiza #2

18 Şubat 2009 tarihli bir yazı, başlığı “baros vs guiza”.

Adresi de burada milan-vs-guiza

Aradan geçen tam bir yılda oyunculardaki değişimi ve taraftarların görüşlerini yine önceki yazıdaki gibi ekşisözlük yorumlarını baz alıp aktarıyorum.

Milan Baros:

-gollerine hasret kaldığımız yırtıcı forvet .açık ve net,çok özledim ulan,dön artık sahalara !

-sezonun ikinci yarısının ilk maçından itibaren hazır olacağı müjdesi duyurulmuş, mutluluk vermiş. forvet, golcü, çek, baba.

-(bkz: özledim teninin kokusunu özledim)

-çok ama çok özlediğimiz adamdır.

-yokluğuyla taraftara nefes darlığı çektiren. bir an önce dönse de rahatlatsa…

-haftaya a. madrid rövanş maçına kadar iyileşebilir mi acaba. ihtiyacı var takımın bu adama.

Sonra Daniel Guiza:

-eğer kalırsa , önümüzdeki sezon hakkındaki tüm olumsuz düşünceleri olumluya çevirecektir.

-top saklayamayan,adam geçemeyen forvet.ama müthiş araya kaçıyor.böylece dünya futbol literatürüne tanga tipi forvet tabirini kazandırmıştır

-gazı vardır belki. adam türkiye’ye geldiğinden beri osuramıyor gibi gözüküyor.

-guizayı düğünümde oynatmam. nahlet olsun

-ceza sahası dışında canavar kesilen, ceza sahasına girdiği anda başı kesik tavuğa dönen oyuncumuz. sanıyorum kendisini o bölgede elektrik çarpıyor.

-sakatlığı nedeniyle oynayamayacağı maçlarda rakip takımların onun yokluğunu hissedeceği bir gerçek.

-yurtdışına pazarlanmak isteniyorsa, fenerin hükmen kazandığı ankaraspor maçındaki 3 gol güiza’ya yazılabilir bence.

-oynadıkça değeri düşen oyuncu.

-hakan sukur ile saban diye alay eden fenerbahce taraftarina allah’in bir lutfu.

-bu adam fenerbahçe’de oynuyor, ben hala halısahalarda sürünüyorum ya ona yanıyorum işte.

-fenerbahçe’den gittiği günü yeni doğum günüm ilan edeceğim.

-hakkında bu kadar entry girilince gol attı sandım, ama atmamış.

-milyon euroluk damacana…

yeşil beyaz bir gün

Deplasman tanımı Kadıköy Şükrü Saraçoğlu ve bir de Ankara Bayan Basket olan benim için Bursa Teksas’ın içinde maç izlemek üstelik rakip de Eskişehirspor gibi güçlü bir taraftara sahip takım iken, müthiş bir tecrübe oldu. Bursa’nın yerel halk olarak takımlarına sıkı sıkı bağlı olduğunu biliyordum, ayrıca bir şekilde İstanbul ve İstanbul takımları (özellikle Beşiktaş) ile aralarının iyi olmadığını da biliyordum.

Hem bir İstanbullu, Galatasaraylı olarak stadı görmek, tezahüratlarını dinlemek ve ayrıca daha önceden de görmediğim şehri gezmek için hafta sonu soluğu Bursa’da aldık.5 arkadaş İstanbul’dan sabah erken saatlerde yola çıkıp öğlene doğru Bursa’ya vardık. Burada bizi Teksas tribünlerinden birkaç arkadaş karşıladı ve doğruca stada götürdü. Biletleri İstanbul’dan almıştık biz, tribünümüz Teksas’ın da olduğu “Kapalı Kale Arkası”. Biraz itiş kakışla da olsa maç başladığında stada girebildik. Daha tribündeki yerimizi almadan Bursa’nın golü geldi, tüm tribünler bizim üstümüze doğru koşuştu, yıkıldı..

Eskişehirspor’un etkisiz oyunuyla da maçı Bursa 3-1 almasını bildi. Maçta aklımda kalanlar Sercan’ın sol kanatta topla birlikte yaptığı driplingler, Bursa’nın ilk yarı tek pas futbolu. Tabi bu oyunda sahanın çimlerinin de muhteşem olmasının etkisi büyük. Tebrikler Bursa yönetimine..

Tribünlere ise ayrı bir paragraf gerekir. Öncelikle tribünlerin tamamen dolu olduğunu söylemem gerek.Teksas grubu maça hepimizin bildiği gibi üçlü ile başlıyor, ancak bu üçlü biraz farklı. Alkışlardan  sonra yemyeşil inciler ananızı .. diye devam ediyor. Gollerden sonra ise Galatasaray seyircisinin Lincoln için yaptığı elini aşağı yukarı kaldırma gibi bu sefer bunu “Aşağıııı Yukarııı” diyerek yapıyorlar. 6. dakikada ise hepimizin bildiği gibi Ankaragücü için bağırılıyor. Bunların dışında taraftarı sürekli tezahürata teşvik etmek için “Ayağa kalkmayan Beşiktaşlı olsun” şeklinde bağırıyorlar. Kısaca Teksas takımını, şehrini desteklemek için elinden geleni yapıyor, o gün tribünde bunu gördük. Herkes bir bütün olmuş, tribündeki herkeste Bursaspor formaları mevcut.Maç çıkışı kalabalıktan Bursa Store’a giremedik, taraftar kulübü için şehri gezerken bile susuzluğunu Bursa Store’dan aldığı enerji içeceği ile karşılıyor, her an kulübüne yardım ediyor. Bizzat şahit olduk.

Maçtan sonra ise tribünden arkadaşlarla kısa bir şehir turu yaptık. Kebapçı İskender’de bir güzel kebaplarımızı yedik. Akşam da hep beraber Galatasaray maçını izledikten sonra biz geldiğimiz gibi yine otobüsle İstanbul’un yolunu tuttuk.

road to kadıköy

Galatasaray 4 – Bordeaux 3

 

Köprüyü geçtik de, 20 Mayıs’ta Saraçoğlu’na uğrayacaktık ne tarafta kalıyor acaba?

kaptan yuvada


Galatasaray Futbol AŞ, Profesyonel Futbol A Takımı teknik direktörlüğü görevi için Sayın Bülent Korkmaz ile 2009-2010 futbol sezonunun sonuna kadar anlaşmıştır.

Teknik direktör Bülent Korkmaz’a yeni görevinde başarılar dileriz.


Ne demiştik “Florya topraktı, O Cesur!”

 Hoşgeldin Büyük Kaptan!

baros vs guiza

– baros gol atar, guiza ok

- ferrari ve toros

- daniel guiza ağlayarak bakandır, milan baros ağlatan

- milan baros’un gol kralı olması muhtemeldir, daniel gonzales gülizar’ın disko kralı olması muhtemeldir

- biri atar biri yatar

- biri kart görüp cezalı duruma düşünce taraftarını üzmektedir diğeri kart görüp cezalı duruma düşünce taraftarına halay çektirmektedir

- baros hakan şükürdür,guiza ise kezman

- guiza taraftarının depresyona girme sebebidir, baros ise mutluluk kaynağı

- milan baros liverpool şampiyonlar ligini kazanırken final maçına kewell ile ilk onbir de çıkmıştır, güiza şampiyonlar liginde ilk defa fenerbahçe forması ile oynamıştır

- milan baros gol kralıdır, guiza ise acıların çocuğu

- baros gol sevincini paylaşmak için arkadaşlarına sarılır ,guiza ise kaçırdığı gollerden sonra hüznünü göstermek için direklere sarılır :D

tamamı için > http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=milan+baros+vs+daniel+gonzalez+guiza

Yeni yazılar »

"Created by Emre Kocabas using WordPress with skd theme | 2008-2009 | Photos are copied from Facebook"