adanalıyık

İnka Adana operasyonu ayrıntıları:

-İstanbul’dan otobüsle öğleden sonra çıktık yola, sabaha Adana’da idik. Aynı akşam Türkiye-Çek Cumhuriyeti maçı var Euro 2008′de, akıllarda da acaba otobüsü dudurup maçı izleyecek miyiz sorusu. İzleyemedik ama benim otobüste en son hatırladığım radyodaki elemanın “Nihattt” diye bağırışıydı. Gol oldu demedi ama yetti o bağırış bizim otobüsü bir “Eski Açık” yapmaya, ne yolculuktu be..

-Bu kadar sıcak memleket mi olur! 5 Gün boyunca transferler hariç neredeyse otelden ( Adana Hilton :) ) hiç çıkmadık. ama eve dönünce annemin ilk sözleri: “Oğlum sen kararmışsın.”

-Transferden sorumlu olarak bana Hatay ve İskenderun verildi. İlk gün gittik 2 otobüs misafiri toparladık getirdik Adana’ya. 2,3 saat gezme imkanımız oldu, dürümünden yedik, künefesinin tadına baktık :)

-4. günün sonunda misafirleri tekrar memleketlerine götürüyorduk, herşey iyi gidiyordu taki otobanın EN SOL şeridinden hızlı bir şekilde giderken birden tekerleğimizin patlamasına kadar. 5,6 saniye kadar sağ sola yalpaladıktan sonra otobüsü durdurabildi şoför. Kısa bir süre panik havası kapladı tabi etrafı. Daha sonra çağırdığımız ikinci bir otobüsle yola koyulduk ama eski kaptan gemisini bırakmadı, otobüsünün yanında kaldı. En son gördüğümde tek başına paramparça olmuş tekerleği çıkarmaya çalışıyordu.. 

-Son günümüzde otelde havuz keyfi yaptık. Koskoca Hilton’un havuzunu teknikerler, dekorcular, transferciler ve inka çalışanları doldurdu. Havuz sonrası türk hamamı ve masaj keyfinden ise hiç bahsetmiyorum :)

Inter’e gittiğinde 21 yaşındaydı. 16 yaşında kendisine formayı teslim edenlere, Zeytinburnuspor’dan buralara getirip  iyi paralar kazanmasını sağlayanlara, Avrupa’da ismini duyuranlara ilk ihaneti yaptığında yıl 2001′i gösteriyordu. Daha 21 yaşındaydı. Elini kolunu sallaya sallaya “Avrupa’da oynamak benim hayalimdi” bahanesinin arkasına saklana saklana gitti İtalya’ya. Ama dilinden düşürmedi de ” Galatasaray benim 2. ailem, Türkiye’de başka takımda oynayamam.” 

2005 yılı idi galiba. Bu fotoğraf çıktı gazetelerde. Doğuştan fenerbahçeli olduğun iddia edildi, söylendi çizildi.Buna kanıt olarak bu fotoğraf süsledi manşetleri. İnter’deki zor günlerinden sonra takım arar olmuştun, bir ihtimal diye düşündün heralde ama yaranamadın o sene fenerbahçeye. Newcastle yolunu tuttun. Ama İngiltere’de ilaç olmadı sana. Agresifliğin ve söylemlerinle sürekli manşetlerdeydi. Irkçılık suçlamaları eklendi bir de buna. Ardından milli maçta yapılan terbiyesizlik. Artık bütün kapılar kapanmaya başlıyordu senin için. Tam da bu sırada “Türkiye’ye dönmem”, “Galatasaray’dan başka düşüncem yok Türkiye’de” söylemlerinin ardından seni karşı kıyıda sarı lacivert formalarla bir kez daha gördük. Röportajlar, söylemler,  açıklamalar hepsi havada kaldı. Herkese bir kez daha çalım atmayı başardın 2008 yılında.

2001 yılından bu yana sen konuştun biz dinledik. Sen kıvırdın biz izledik..

Bu sefer de gazetede bir röportaj dikkatimi çekti. Fenerbahçe’ye transferinden sonra Galatasaray taraftarlarının tepkisini almadığını hatta onların bile bu transferi büyük bir olgunlukla karşılayıp, kendisine saygı gösterdiklerini belirtmişsin. Merakımdan sormak istiyorum da, acaba Hakan Ünsal’a mı sordun böyle bir olgunluğun, saygının olup olmadığını. Merak ediyorum çünkü eğer Hakan’a sormuşsan seni uyarmak gerekir, Ünsal Galatasaray’dan yollanışının acısını hala çıkaramamış, kompleksli bir “küçük”. Onun konuşmalarını önemsememen gerekirdi zira şöyle bir pankart vardı geçen gün Sami Yen’de.

“Paranın EMREttiği kişilikler satılıktır”

  2001 yılından bu yana yaptıkların ortada.

  Bu saatten sonra konuşman boşa…

"Created by Emre Kocabas using WordPress with skd theme | 2008-2009 | Photos are copied from Facebook"